Boleyn Kızı (2008)
Boleyn Kızı (2008)
İktidar, Aşk ve Sessizce Kaybedilen Hayatlar
Tarih bazen büyük savaşlarla değil, küçük odalarda fısıldanan cümlelerle şekillenir.
Boleyn Kızı, tam da bunu anlatan filmlerden biri.
Film, Tudor dönemi İngiltere’sinde, iktidarın kalbinde geçen bir hikâyeyi merkezine alıyor. Ama anlatılan şey sadece bir kralın aşkı değil; iki kız kardeşin aynı dünyada, farklı şekillerde ayakta kalma mücadelesi.
İlk bakışta ihtişamlı kostümler, saray entrikaları ve tarihsel bir atmosfer görüyorsun. Fakat biraz dikkat edince, filmin asıl derdinin çok daha insani olduğunu fark ediyorsun:
Sevilmek mi, hayatta kalmak mı? Güç mü, vicdan mı?
Mary ve Anne Boleyn karakterleri birbirine zıt iki duruşu temsil ediyor. Biri daha sessiz, daha kabullenici; diğeri ise hırslı, kararlı ve geri adım atmayan bir yapıda. Film bu iki karakter üzerinden kadınların, erkek egemen bir iktidar düzeninde nasıl konumlandırıldığını incelikle gösteriyor. Seçeneklerin çok gibi görünüp aslında ne kadar sınırlı olduğunu…
Henry VIII karakteri ise yalnızca bir kral değil; duygularıyla, egosuyla ve gücüyle her şeyi belirleyen bir merkez. Film, onun etrafında dönen hayatların nasıl kolayca şekil değiştirdiğini, hatta yok olabildiğini gösteriyor.
En etkileyici taraflardan biri, hikâyenin taraf tutmaması. Kim haklı, kim suçlu sorusunu net cevaplarla vermiyor. Çünkü burada herkes biraz mağdur, biraz sorumlu. Ve belki de asıl mesele şu:
Bazen yanlış insanlar değil, yanlış sistemler vardır.
Görsel açıdan film oldukça doyurucu. Kostümler, mekânlar ve renk paleti dönemin ruhunu hissettiriyor. Ama tüm bu görkemin altında, sürekli bir tedirginlik var. Çünkü sarayda hiçbir şey kalıcı değil; ne aşk, ne güven, ne de yerin.
Boleyn Kızı, tarihi bir filmden çok daha fazlası. Gücün insan ilişkilerini nasıl dönüştürdüğünü, aşkın bazen bir silaha nasıl dönüştüğünü ve kadınların hikâyelerinin nasıl kolayca yazılıp silinebildiğini anlatıyor.
Sessiz ama ağır bir film.
İzledikten sonra akılda kalan şu oluyor:
Tarihte adı geçenler kadar, adı hiç anılmayanlar da çok şey yaşadı.



Yorumlar
Yorum Gönder