Agatha Christie’s Seven Dials (The Seven Dials Mystery
Agatha Christie’s Seven Dials (The Seven Dials Mystery), Christie evrenine biraz daha hafif, biraz daha oyunbaz bir kapı aralıyor. Alıştığımız o ağır salonlar, sert dedektif bakışları yerine; gençlik enerjisi, merak ve zekice kurulmuş bir gizem var burada.
Hikâye, üst sınıf bir çevrede yaşanan tuhaf bir olayla başlıyor: Şakadan farksız görünen ama hiç de masum olmayan bir düzenek, ardı ardına soruları beraberinde getiriyor. Merkezde bu kez klasik dedektiflerden ziyade, gözlem gücü yüksek, cesur ve zeki bir genç kadın var. Olayların peşine düşerken hem gizli bir topluluğun izlerini sürüyor hem de “göründüğü gibi olmayan” insanlarla karşılaşıyoruz.
Seven Dials’ı diğer Christie uyarlamalarından ayıran şey; temposu ve tonu. Cinayet elbette var ama hikâye sadece karanlık değil. Arada gülümseten diyaloglar, sosyal sınıflara ince göndermeler ve bolca şaşırtma bulunuyor. Christie’nin “herkes şüpheli olabilir” fikri burada da geçerli ama daha hafif bir ambalajla sunuluyor.
Kısacası, klasik Agatha Christie atmosferini seviyor ama biraz daha dinamik, daha akıcı bir anlatım arıyorsanız Seven Dials tam o ara tat. Ne tamamen ciddi, ne de yüzeysel. İzlerken ya da okurken insanın içinden şu geçiyor: “Bu gizem çözülecek ama ben yine de son ana kadar emin olamayacağım.”



Yorumlar
Yorum Gönder